delhastro ile Hayat Hikayeleri Derlemeler

Arama Motoru

Cumartesi, August 22, 2009 - 3 DOĞRU SEÇİM

Kategori: Hayat Dersi

İleride bir gün arkanı dönüp keşke demek istemiyorsan

1-EŞİNİ DOĞRU SEÇ

Doğru Eş;

Uzun zaman flört ettiğin kişi değildir.

Önemli olan kısa zamanda da olsa fikirlerinin uyuştuğu

Yaşam tarzlarının benzediği espri anlayışının yakın olduğu

Zor zamanlarında da hep yanında olacağını bildiğin

Dertlerini sevinçlerini paylaşabileceğin

Fikirlerine olaylara bakış açısına güvendiğin

Senin fikirlerine saygı duyan konuşmaktan sıkılmayacağın

Hayata küstüğün zaman seni kabuğundan çıkartıp eğlendirebilen

Gözlerine baktığında ne söylemek istediğini anladığın

Aynı zamanda iyi bir arkadaş olan

Fiziksel görünüşün dışında seni sen olduğun için sevebilecek birini eş olarak seçmelisin

Dünyada böyle biri var mı diye sorabilirsiniz şimdi. Emin olun var tabiî ki sayıları fazla değil

Hatta hayatta insanın karşısına ya 1 ya da 2 defa çıkar belki hiç çıkmaz…

ÖNEMLİ OLAN ONU FARKEDEBİLMEK.

Eğer bu satırları okuduğunda bu özellikleri barındıran bir isim geçirmişsen çok şanslısın

Ne olursa olsun onun ile birlikte olmak için elinden geleni yap

Çünkü bir daha onun gibi birisini bulma şansın çok az emin ol

Bütün aptal âşıklar gibi ilk hareketi ondan beklersen çok geç kalırsın

Bu satırlar sana birini çağrıştırdıysa ne mutlu sana

2-İŞİNİ DOĞRU SEÇ

Doğru iş rahat iş değildir çok kazandıran iş de değildir.

Kariyer de değildir klimalı büro ortamı da değildir.

Doğru iş olmaktan zevk aldığın yerdir.

Sabah kalktığında gitmekten üşenmediğin bıkmadığın yerdir.

Tabi yanında rahatlık kariyer para varsa ne ala

3-ARKADAŞLARINI DOĞRU SEÇ

Çok sayıda arkadaşın olması “iyi arkadaşın” olduğunun ispatı değildir.

Güzel günlerdeki arkadaşlıklar geçicidir.

Mutluluklarının yanında acılarını da paylaşabileceğin fikirlerine ihtiyaç duyabileceğin

Her zaman yanında olmasını isteyeceğin seni madden değil manen zengin eden

Tek bir arkadaş sana çok şeyler katacaktır.

 

 

yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

Cuma, Mayıse 6, 2008 - Bir Dalganın Özgürlüğü

Kategori: Hayat Dersi

Bir dalganın özgürlüğüydü senin aradığın. İstediğin kadar yükselmek sulardan, istediğin hızda hareket edebilmek yetisine sahip olabilmek.İstediğin gibi köpürebilmek, istediğin gibi sakinleşmek; içinden geldiğince yaşamak suyunun serinliğini. O an canın ne kadar kıvrılmak istiyorsa o kadar kıvrılmak, bükülüp uzanmak kendi gölgende, kendi oluşturduğun çizgide. İstediğini boğmak varlığının içinde, istediğini yaşatmak sırtında sürükleyerek herhangi bir sahile. Bencil olabilmek adına aklına eseni yapabilmek.

Yok mudur bu bencillik hastalığının sonu? Bilmiyor musun; senin özgürlüğünü sınırının, başkasının özgürlüğünün başladığı yerde sona erdiğini? Bilmez olur musun hiç? Biliyorsun da işine gelmiyor. Herhangi biri gibi olmanın rehavetini hatta tembelliğini yaşamak hoşuna gidiyor. Kendin gibi olmaktan duyduğun tedirginlik canını sıkıyor olmalı.

Dün akşam uğradığın sahilimdeki yosunları temizlemeye çalıştım bütün gece. Hoşuna mı gidiyor bu kadar çeri çöpü toplayıp sahilime vurmak. Geçmişin her dalından bir kıymık çıkarabilmek maharet mi sence? Geceler soğudu. Artık eskisi kadar da kuvvetli değilim ki. Eskiden sabaha kadar tüm sahilimi tertemiz ederdim; sabah ilk ışıklarıyla günün, tertemiz bir sahile vurabilesin diye. Artık içimden gelmiyor, içimden
gelse bile gücüm yetmiyor artık.

Geçenlerde iyi bir şeyler yapmışsın. Bir sürü deniz kaplumbağasını taşıyıp suya, yaşamalarını sağlamışsın. Ben o gece sahile gelemeyecek kadar yorgundum. Yatağımda sırt üstü bütün bir gece seni düşündüm. Ertesi sabah sahil tertemizdi. Kendi getirdiklerini kendin götürmüşsün bu sefer. Bensizlik yaramış sana. Kendin olmayı öğrenmek için bensiz kalman gerekiyormuş demek ki.

Bir iki gün önce kalbimin iskelesiyle senden bahsettik epeyce. Vura vura sularını; tahtadan ayaklarını çürüttüğün, neredeyse yıkılmak, buz gibi sulara gömülmek üzere olan iskelemle. O da bana bencilliğini anlattı durdu. Öyle yüksekten, öyle sert vurmuşsun ki son bir aydır, kalaslara her çarpışın yıkıma giden bir kırbaç gibiymiş. "Benden ne istiyor?" diye sordu. Bilmiyorum ki, bilmiyordum ki... Bırak onu benden bile ne istediğini hala anlayabilmiş değilim. Sadece bir bencillik
kokusu geliyor burnuma, güya özgürlük adına. Oysa ne vardı ki seni sıkan, bunaltan. Bazen rahatlık da batar insana. Hep daha fazlasını isterken var olanları da yitirirsin farkında olmadan. Dimyat'a pirinçe giderken evdeki bulgurdan da oluverirsin işte. Kendin gibi olmayı denemek yerine sana yapıştırılmaya, yafta edilmeye çalışılan kimlikleri benimser; bir süre sonra, aslında olmadığın bir hayal kahramanının kostümü içerisinde gezdiğini zannedersin. Aynaya baktığında dev görürsün kendini. Bir kabarsan tüm kum tanelerini bir saniyede boğabilecek
kocaman bir dalga.

Bir dalganın özgürlüğüydü senin aradığın. Şimdi özgürsün
işte.İstediğin sahile vurabileceğini sanıyorsun değil mi? Üzgünüm...
Dalgaları özgür zannederken rüzgarı hesaba katmadın..


yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

Cuma, Mayıse 6, 2008 - Tuz ve Su

Kategori: Hayat Dersi

Hintli bir yaşlı usta, çırağının herşeyden sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.

"Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "Acı" diye yanıt verdi.

Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:

"Tadı nasıl?"
"Ferahlatıcı" diye yanıt verdi genç çırak.
"Tuzun tadını aldın mı?" diye soran yaşlı adamı, "Hayır" diye yanıtladı çırağı. 

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:

"Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili duygularını genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.

yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

Perşembe, Nisan 29, 2008 - Dün’den Hızlımısınız?

Kategori: Hayat Dersi

Her sabah bir ceylan uyanır Afrika’da.
Kafasında tek bir düşünce vardır.
En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek.
Yoksa aslana yem olacaktır.

Her sabah bir aslan uyanır Afrika’da .
Kafasında tek bir düşünce vardır.
En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşabilmek.
Yoksa açlıktan ölecektir.

İster aslan olun, ister ceylan olun hiç önemi yok.
Yeter ki güneş doğduğunda koşuyor olmanız gerektiğini,
Hem de bir önceki günden daha hızlı koşuyor olmanız gerektiğini bilin.

Yaşam adlı koşuyu ne güzel anlatmış Afrika atasözü,
Bir önceki günden daha hızlı koşmak gerekmektedir.
Çünkü eğer aslansanız,
Ve en yavaş koşan ceylanı bir önceki gün yakalamışsanız,
Ve bugün bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz,
Artık bilmelisiniz ki, en yavaş ceylan sizden daha hızlıdır.
O halde düne göre hızınızı arttırmanız gerekmektedir.

Yok eğer ceylansanız,
Ve henüz aslana yem olmamışsanız,
Hızınızı düne göre mutlaka arttırmalısınız.
Çünkü sıra size gelmiş demektir.

Yani,
Hayat koşusunda devam edebilmenin tek koşulu var.
Dünden daha hızlı olabilmek.
Bakın bakalım şimdi kendinize,

Ondan, bundan, şundan değil !. ”DÜNDEN” hızlı mısınız?.

yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

Perşembe, Nisan 29, 2008 - Bir Damla Gözyaşıyım

Kategori: Hayat Dersi

Bir damla gözyaşıyım ben…

Bazen dile getirilemeyen kelimelerin sesiyim, bazen yoğun pişmanlığın diyeti, bazen de bir aşkın nefesi olurum, ama en çokta çocukların gözlerinde naz olurum annelere. Sessizliğin çığlıklarıyım aslında, anlatamadıklarınızı anlatmak isterim karşınızdakine. Eğer anlayabilirse…

Bir garipsiniz siz insanlar… Sevinir ağlarsınız, üzülür ağlarsınız, hasret çeker ağlar, kavuşur yine ağlarsınız. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde benim görevim başlar.

Aslında ağlayabilmek büyük bir nimettir ama siz utanırsınız. Ne zaman süzülsem gözpınarlarınızdan aşağıya doğru, bir telaştır alır sizi. Hemen başınızı başka yöne çevirir ve silersiniz beni ucuz bir kâğıt mendile. Bir anlasanız ki ağlamak taş kalpli olmadığınızı gösteriyor. Hâla insan olduğunuzu, hissettiğinizi, duygusuz olmadığınızı.

Bazen de gözpınarlarınızdan süzülmem, dışarı akıp ziyan etmem kendimi. Çünkü çok daha önemli bir görevim vardır. Bir zalimim kıvılcımını düşürdüğü, içerideki bir yangını söndürmek gibi.

Eğer bana inanmıyorsanız bir daha göz kapaklarınızın alev alev yandığı, boğazınıza bir şeylerin düğümlendiği, burnunuzun direğinin sızladığı zamanlarda dikkat edin bakalım gözyaşlarınızın istikameti neresi? En zor olanı da bu benim için…

Ağlamak zayıflık değildir. Ağlamanız gereken anlarda sıkmayın artık yumruklarınızı, tırnaklarınızı batırmayın avuçlarınıza, boğazınızdaki düğümleri yutkunarak gidermeye çalışmayın ve kaçırmayın buğulanan gözlerinizi başkalarından. Bırakın da süzüleyim yanaklarınızdan aşağıya usulca.

Bir damla gözyaşıyım ben, evin istenmeyen ferdi değil sizin bir parçanızım…

yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

<- Sonraki Sayfa ->
toplist - evden eve nakliye - evden eve nakliyat - site ekle

Hakkımda

delhastro ile Hayat Hikayeleri Derlemeler

Destekçilerim

ahmetmacit
sweetgirl
geceperisi
simlicadi
angelgirl1
anesa
yunuss
ar
sabahyildizi
ahmetfuat
blacksoft
hurricanee
onur35
angel14
eroman
arzumeyp
bucan
ahusevimli
ahsuvera
iremkiz
aqademic
turkuaz70
ahmetyazar
1133
deryaasder
buseyagmur
fidelya
acemica
angel7
beyzadem23
gulpembe94
gulpembe2
didoli82