delhastro ile Hayat Hikayeleri Derlemeler

Arama Motoru

Cuma, Mayıse 6, 2008 - Dost Dediğin Böyle Olur...

Kategori: Dostluk Uzerine

Çok samimi iki dost ve arkadaşlardı. Fakat bir tanesi çok kurnaz , atılgan
ve hareketli, diğeri ise çok saf , dürüst ve sessizdi.Bir gün kurnaz olan arkadaş , diğer arkadaşın yanına giderek işlerinin
bozulduğunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kırmaz
ve elindeki bütün parayı arkadaşına verir
Arkadaşı bu parayla işlerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadaşının yanına gider ve onun evlenmek üzere olan nişanlısını çok beğendiğini ve kendisine vermesini ister.Arkadaşı çok şaşırır, ne diyeceğini bilemez. Fakat aralarında o kadar kuvvetli bir sevgi vardir ki arkadaşına hayır diyemez, nişanlısını arkadaşına verir.Zaman içinde Saf olanın işleri bozulur ve birden arkadaşı aklına gelir...
(ben ona sıkıştığında iyilik yapmıştım diyerek) arkadasının iş yerine gider ve çalışmak için iş ister.Arkadaşı ona iş vermez. Bizimki pişmanlik ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadaşına kızamaz.
Bir gün sokakta dolaşırken yanına hasta ve yaşlı bir adam yaklaşır. Fakir olduğu için ilâç alamadağını söyler.Bizimki yaşlı adamcağıza acır, istedigi ilâçlarî alır ve adamcağıza verir.Kısa bir süre sonra yaşlı adamın öldüğünü duyar Yaşlı adam çok zengindir ve bütün mirasını ona bırakmıştır. Saf adam artık zengindir. Biraz da sevdiği dostuna kırgınlığından dolayı dostunun işyerinin karşısında bir ev alır ve oraya yerleşir. Bir gün evinin kapısını dilenci bir kadın çalar. Yaşlı kadın çok aç olduğunu, kendisine yemek vermesini ister.Bizim saf hiç düşünmeden kadını içeri alır karnını doyurur,Kimsesi olmadığını öğrendiği kadına ; Kendisinin de yanlız olduğunu söyler ve bu evde birlikte yaşayalım sen evin işlerini ve yemekleri yaparsın der, yaşlı kadın hiç düşünmeden kabul eder. Bir süre sonra yaşlı kadın bizimkine, kendine uygun bir kız bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kıza nasıl ulaşacağını, kendisinin tanidığı olmadığını söyler. Yaşlı kadın ona uygun bir kız tanıdığını ve kendisiyle görüştürebileceğini söyler. Görüşmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve düğün davetiyeleri basılır. Bizimkisi kırgın olduğu halde çok samimi dostunu yinede unutamamıştır ... Biraz da geldiği konumu görmesi açısından samimi arkadaşına da davetiye gönderir
Düğün günü gelir çatar . Saf adam düğün salonunda bir şeyler söylemek isteğiyle mikrofonu alır ve başlar yaşadıklarını anlatmaya ;
Eskiden çok sevdiğim bir dostum vardı . Bir gün işleri bozulunca benden
borç para istedi elimdeki bütün parayı verdim. Evlenmek üzere olduğum nişanlımı çok beğendigini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim . Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim.
İşlerim bozuldugunda onun fabrikasina gittim ve çalişmak için kendisinden iş istedim. Bana iş vermedi. Çok üzüldüm, ama yinede arkadaşıma kızmıyorum Çünkü biz gerçek dosttuk.Bu konusma üzerine kurnaz olan arkadaşı daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alır ve baslar konuşmaya;
Benim de bir zamanlar çok sevdiğim bir dostum vardı. İşlerim bozulduğunda kendisinden para istedim, bütün parasını bana verdi. Sonra ondan nişanlısını istedim, üzülerek
nişanlısını da verdi .
Nişanlısını istememin nedeni ise o kadının arkadaşıma layık olmamasıydı .
Çünkü O kadın (Hayat kadınıydı ) Kendisi çok saf olduğu için arkadaşımı o kadından bu şekilde kurtardım.
İşleri bozulduğunda gelip benden iş istedi,
Arkadaşımı kendi emrimde çalıştıramazdım, o yüzden iş vermedim
Günün birinde karşılaştığı yaşlı adam benim babamdı.
Babam ölmek üzereydi, onu arkadaşımın yanına ben gönderdim ve mirasını ona ben bıraktırdım. Evine gelen dilenci kadın benim annemdi
Ona bakıp iyi yaşamasını sağlamak için gönderdim.
Şu anda evlenmekte olduğu kişi de benim kız kardeşim.
Onu arkadaşımla evlenmesine ben iknâ ettim
Herşey senin içindi...

yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

Perşembe, Nisan 29, 2008 - Okyanus

Kategori: Dostluk Uzerine

Su, kendine sirdas ariyordu. Önce buluta verdi sirrini, agir geldi su buluta. Saganak saganak döktü suyun tüm sirlarini.
Sonra göle gitti su. Ona anlatti derdini. Bu arada bulut suyun sirrini yagmur yapip, dolu yapip, kar yapip savurdugu icin, zaman zaman tasiyordu göl ve suyun sirri iyice aciga cikiyordu.
Sonra nehre verdi su sirrini. Nehir aldi suyun sirrini cekip gitti. Dereye verdi. Dere biraz daha yavas olsada nehirden, o da götürdü suyun sirrini bir baska bilinmeze. Caglayanlar, selaleler, akarsular… Hepsi kayboluyordu bir anda. Sonra bir gün takip etti su dereyi. Dere okyanusa ulasinca fark etti su, bütün sirlarinin akarsularla, caglayanlarla, irmaklarla… okyanusa tasindigini.
Karar verdi su. Sirrini okyanusa verecekti. Öylede yapti zaten. Tüm sirlarini okyanusa verdi. Artik suyun sirrini okyanustan baskasi bilmiyordu. Ne tasti okyanus, ne bir baskasina tasidi suyun sirrini, ne de kurudu…
Gecen karsilastik suyla. Bir bardaktaydi. Suskundu. Cok ugrastim konusturamadim. Ben tam giderken “Dur!” dedi su. Durdum! “Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakin konusma! Tasiyamazlar, kaldiramazlar senin yükünü, canini yakarlar, utandirirlar…” dedi.

yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

Perşembe, Nisan 29, 2008 - Zaman (Harika bir yazı)

Kategori: Dostluk Uzerine

Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.

İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.

Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu,yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.Farkında olmadan rezil etti bu gününü.

Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı…Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün!

Can Dündar

yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

Perşembe, Nisan 29, 2008 - Gökkuşağı

Kategori: Dostluk Uzerine

Dünyanın bütün renkleri bir gün bir araya toplanmışlar ve hangi rengin en önemli en özel olduğunu tartışmaya başlamışlar:

YEŞİL demiş ki:

- “Elbette en önemli renk benim..ben hayatın ve umudun rengiyim..çimenler,ağaçlar,yapraklar için seçilmişim… Şöyle bir yeryüzüne bakın, her taraf benim rengimle kaplı…”

MAVİ hemen atılmış:

- “Sen sadece yeryüzünün rengisin… ya ben? Ben hem gökyüzünün hem denizin rengiyim. Gökyüzünün mavisi insanlara huzur verir, ve huzur olmadan siz hiçbir işe yaramazsınız”

SARI söz almış:

- “Siz dalga mı geçiyorsunuz? Ben bu dünyaya sıcaklık veren rengim..güneşin rengiyim.. ben olmazsam soğuktan donarsınız hepiniz”

TURUNCU onun sözünü kesmiş:

- “Ya ben?? Ben sağlık ve direncin rengiyim…insan yaşamı için gerekli vitaminler hep benim rengimde
bulunur..portakalı, havucu düşünün.. ben pek ortalarda görünen bir renk olmayabilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzel rengi veren de benim unutmayın”

KIRMIZI daha fazla dayanamamış:

- “Ben hepinizden üstünüm!!! Ben kan rengiyim!! Kan olmadan hayat olur mu!! Ben tehlike ve cesaretin
rengiyim!!! Savaşın ve ateşin rengiyim!! Aşkın ve tutkunun rengiyim!.. Bensiz bu dünya bomboş olurdu!..”

MOR ayağa kalkmış:

- “Hepinizden üstün benim.. ben asalet ve gücün rengiyim. Bütün krallar, liderler beni seçmişlerdir.. ben otorite ve bilgeliğin rengiyim, insanlar beni sorgulamaz… Dinler ve itaat ederler”

Ve bütün renkler hep bir ağızdan kavgaya tutuşmuşlar… her biri diğerini itip kakıyor “en büyük benim” diyormuş… Derken… Bir anda şimşekler çakmış ve yağmur damlacıkları gökten düşmeye başlamış…
Bütün renkler neye uğradıklarını şaşırmış, korkuyla birbirlerine sarılmışlar…

Ve YAĞMUR’un sesi duyulmuş…

- “Sizi aptal renkler..bu kavganızın anlamı ne, bu üstünlük çabanız neden? Siz bilmiyor musunuz ki her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz kendinize özelsiniz… Şimdi el ele tutuşun ve bana gelin”

Renkler bunun üzerine kendilerinden çok utanmışlar.. el ele tutuşup birlikte gökyüzüne havalanmışlar ve bir yay seklini almışlar..

Yağmur onlara “bundan böyle…” demiş..”her yağmur yadığında siz
birleşip bir renk cümbüşü halinde gökyüzünden yeryüzüne
uzanacaksınız ve insanlar sizi gördükçe huzur duyacaklar, güç
bulacaklar..insanlara yarınlar için umut olacaksınız…..gökyüzünü
bir kuşak gibi saracaksınız ve size G Ö K K U Ş A Ğ I diyecekler..
anlaştık mı?”

Bu yüzden ne zaman dünyamız yağmurla yıkansa, ardından gökyüzünde

 G Ö K K U Ş A Ğ I belirir…

Biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklıyız ve
hepimiz özeliz… Bunu bilerek etrafımızla uyum içinde yaşamalıyız.

yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

Perşembe, Nisan 29, 2008 - Bugünün Kıymetini Bilin

Kategori: Dostluk Uzerine

Hayatın havaya attığımız 5 topla oynanan oyun olduğunu düşünelim:

Bu toplar; işimiz, ailemiz, sağlığımız, dostluklarımız ve benliğimizdir. Bu 5 top içinde bir tek işimiz lastik bir toptur. Düşürürsek zıplatabiliriz. Ancak diğer 4 top camdan yapılmıştır. Düşerse kırılır, yerine konulamazlar. Bunu fark etmeli ve hayatımızı bu dengeye göre kurmalıyız. Oysa hepimiz o ilk lastik topu tutabilmek uğruna diğerlerini kırıp dökmüyor muyuz?

*Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca asılın onlara, tıpkı hayata asıldığınız gibi… Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır.

Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

yok Beğenip Yorumlayanlar!Yorum YapBağlantı

<- Sonraki Sayfa ->
toplist - evden eve nakliye - evden eve nakliyat - site ekle

Hakkımda

delhastro ile Hayat Hikayeleri Derlemeler

Destekçilerim

ahmetmacit
sweetgirl
geceperisi
simlicadi
angelgirl1
anesa
yunuss
ar
sabahyildizi
ahmetfuat
blacksoft
hurricanee
onur35
angel14
eroman
arzumeyp
bucan
ahusevimli
ahsuvera
iremkiz
aqademic
turkuaz70
ahmetyazar
1133
deryaasder
buseyagmur
fidelya
acemica
angel7
beyzadem23
gulpembe94
gulpembe2
didoli82